Bacasız sanayii olarak adlandırılan Turizm,birçok şehrin ana besin kaynağını oluşturmaktadır. Tabiki şehre turist çekmek ve şehrin cazibesini iyi tanıtmak bu kaynağın akışını etkileyen en önemli çalışmayı oluşturmaktadır.Turizm genel olarak 4 amaç doğrultusunda yapılmaktadır. 1.Sahil turizmi(Yaz tatili seçenegini kapsayan en önemli turizm şekli) 2.Tarih turzmi (Genelde gezginlerin oluşturduğu nitelikli turizm şekli) 3.Ticari turizm (Fuar ve alım-satım çalışmalarını oluşturan turizm şekli) 4.Sağlık turizmi.(İçmeler ve Kaplıcalar gibi sağlığı amaçlayan turizm şekli)
Nizip ilçemiz tarih turizmi açısından çok önemli degerlere sahip olmasına rağmen maalesef ilçeye gelen turist sayısı oldukça azdır.Bununla ilgili birçok girişim yapılmasına rağmen yeterli düzeyde verim alınamamasının arkasında turizme yönelik kampanyaların çok cılız kalması yatmaktadır.Gerek Belediye ve gerekse diger kurumlar bu konu ile ilgili yeterli girişim yapmamaktadır.Son bir iki yıldır düzenlenen Zeugma festivalleri de çok sönük geçmektedir.Gerek alt yapı ve gerekse bölge halkı olarak bu zengin yapıya Nizip bir türlü uyum sağlayamıyor.Elindeki fırsatların en iyi şekilde kullanılası durumunda kısa zamanda başta turizme yönelik oteller olmak üzere birçok yapının bu programlara parelel olarak hızla gelişecegine eminim.Nizip’in sahip olduğu ve fakat kimsenin bir türlü sahiplenmedigi bazı degerleri buradan okuyucularımıza aktarmak istiyoruz.Nizip turizmi nasıl mı canlanır? İşte size birkaç örnek:
1.Belkıs Etkinlikleri: Nizip dışında birçok şehrin sahip çıktığı Belkıs Nizip’te maalesef pek gündeme gelmemektedir.Oysa Milattan sonra 250’li yillarda yasayan ve adi Belkıs olan bir Himyeri Kraliçesi Nizip’te uzun bir süre ikamet ettigi tarihi kayıtlarda bilinmektedir.Güneydogu Anadolu’nun büyük bir bölümünü himayesinde tutan Belkis kraliçesinin adı birçok tarihi eserlere verilmistir.Mesela, Antayla Aspendos tiyatrosu’nun Belkis tarafindan yaptirildigi ve tiyatroya kendi ismini verdigi bilinmektedir. (Miladi.138-164 Yillarinda Zenon adli bir mimar tarafindan yapilmistir) Belkıs’ın hayatinin son dönemlerinde rahatsızlandığı tesadüfen bir gezi esnasında Diyarbakir Çermik kaplıcalarinda yıkandıktan sonra şifa bulduğu ve bir müddet burda kalarak iyileştigi yönünde tarihi kayitlar da mevcuttur.Bunu fırsat bilen Çermik Belediyesi son zamanlarda Belkis Kültürüne sahip çıkarak Belkis Kültür etkinlikleri düzenlemeye baslamistir.Son derece başarılı bir şekilde ses getiren bu etkinlik Çermik ilçesinin turizmine yönelik de büyük katkılar sağlamıştır.Belkıs’ın Zeugma şehrinde de bir süre ikamet ettigi ve burasını çok begendigi tarihi kayıtlarda mevcuttur.Yine Kraliçe’nin bir müddet devlet yönetimini buradan idare ettigi de söylenmektedir..Melike Belkis’in tam olarak hangi tarihlerde bu bölgeleri egemenligine aldigi bilinmemektedir.Zeugma kentinin büyük depremden sonra yeraltina gömülmesinin 700 yıl sonrasinda kurulan küçük bir köye Belkıs adının verilmesi bölge halkının onu ne kadar sevdiginin en büyük işaretidir.Belkıs’ı Zeugma antik şehrinden ayrı düşünmek gerekir.Büyük bir tarihi degere sahip olan Nizip bölgesinin bu markaya ve sahip çıkması ve degişik anma ekinliklerinin düzenlenmesi Nizip turizmine önemli katkılar sağlayacaktır.
2.Karacaoğlan Etkinlikleri Halk edebiyatımızın ünlü simalarından olan büyük halk ozanı Karacaoğlan’ın 1606' doğduğu, 1679'da ya da 1689'da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17.yy'da yaşadığı kesinleşmiş tek bilgidir.Doğum yeri ile ilgili bir çok söylentiler ortaya atılmıştır.Özellikle halk tarafından sözlü edebiyatın nakil yolu ile nesilden nesile geçen yapıtların baş mimarlarının doğum yerleri ve ölüm yerleri ile ilgili net bir bilgiye ulaşmak çok zordur.Karacaoğlan da bu başyapıt mimarlarından birisidir.Kendisine ait söylem tarzlarının dil ve bölge açısından incelenmesi ile Karacaoğlan’ın Gaziantep Nizip Bölgesinde doğduğu,yaşadığı ve öldügü sanılmaktadır.Bu tezin en büyük savunucularından olan Dr.Cemil Cahit Güzelbey bu hususla ilgili oldukça kapsamlı bir araştırma yapmıştır.Güzelbey’in tezleri gerçekten kayda deger somut iddialardan oluşmaktadır.Uzun yıllar Halk edebiyatına gönül veren bir araştırmacı olarak Güzelbey’in genel yaklaşımı Karacaoğlan söylemlerinin Gaziantep yöresine ait olduğu yönündedir.Halk edebiyatı araştırmacılarının bir çoğunun da Karacaoğlan’ın doğum yeri ile ilgili Gaziantep bölgesi göstermesi bu alandaki bir başka somut delili oluşturmaktadır.Genel olarak Gaziantep yöresinin doğum yeri olduğu varsayılırken hangi köyde doğduğu ile ilgili bir çok fikir ortaya atılmıştır.Bunlar arasında Gaziantep Çarpın köyü,Kilis Zobular köyü,Nizip Keklikçe köyü ve Gaziantep Akpınar köyü en yoğunlukla dile getirilen yerlerdir.Yine ölüm yeri ile ilgili iddialar ortaya atılırken en yaygın kanının Kahramanmaraş olduğu ama araştırmacıların bir kısmının Karcaoğlan’ın ölüm yerinin yine Nizip’in Keklikçe köyü olduğunu savunmuşlardır.Araştırmacı Dr.Cemil Cahit Güzelbey Karacaoğlan’ın Nizip bölgesinde yaşayan bir ozan olduğunu o’nun deyiş ve söylemlerindeki kelimelerden çıkartmaktadır.Fiil çekimleri ve Karacaoğlan deyişlerindeki şiveninde etkisini kelimelere taşıyan Güzelbey Karacaoğlan’ın Nizip insanı olduğunu adeta kanıtlamıştır.Karacaoğlan ile ilgili anlatılan öykülerin de bu iddiada önemli bir payı vardır.Zira Nizip Bölgesinde Karacaoğlan ile ilgili dilden dile dolaşan birçok halk hikayesi mevcuttur.Deyişler ve şive ile ilgili Güzelbeyin iddialarını çürütecek hiçbir çalışma yapılmamıştır.Çünkü zurna ve bağlama eşliginde söylenen uzun havaların seri dörtlükler şeklinde tiz bir sesle okunması Tüm anadoluyu karış karış gezseniz Gaziantep bölgesi dışında görmeniz mümkün degildir.Bu varsayımdan yola çıkan Barak’lılar Karacaoğlan’ın kendi bölgelerinde yaşadığını ısrarla savunmuşlardır.Barak havalarının genel çıkış kaynağının Karacaoğlan olduğunu savunanlarda mevcuttur.Yine Karacaoğlan ile ilgili önemli araştırmalar yapan Gaziantep Lisesi Emekli Müzik ögretmeni Ferit Ginol’un tespitlerine göre de Karacaoğlan Nizip Barak bölgesi Keklikçe köyünde doğmuştur.Tüm bu somut deliler ışığında Nizip ilçesinin bu degere sahip çıkması gerekir.Yılda bir kez bile olsa Karacaoğlan etkinlikleri düzenlenebilir.Ülke genelinde birçok şehrimizde buna benzer etkinlikler yapılmaktadır.Bu tür etkinlikler hem halk edebiyatımız hem de turizme çok büyük katkılar sağlayacaktır. Tarihi doku ve tabiat güzellikleri ile zengin bir konuma sahip Nizip ilçemizin turizmde çok gerilerde kalması hepimizin üzüntü kaynağıdır.Nizip Turizmi Nasıl Canlanır? Başlığı ile kaleme aldığımız yazı dizisinin ikinci bölümünde yine sahip olduğumuz degerlerin nasıl degerlendirilebilinecegi üzerinde duracağız.Bir önceki yazımızda kısaca Nizip’in Belkıs markasına ve ünlü halk ozanımız Karacaoğlan’a sahip çıkması gerektigini yazmıştık.Bu tip degerlere nasıl sahip çıkılır? Elbette bunun da birçok metodu ve yolu vardır.Hiç şüphesiz bu noktada Nizip’te en önemli eksiklik Uluslar arası düzeyde modern bir Kongre Merkezinin olmayışıdır.
3.Nizip Kongre ve Kültür Merkezi Özellikle Tarihi Nizip Kilisesi ve Zeugma antik şehrinin konumu Nizip ilçesine uluslar arası düzeyde bir ilgi oluşturmaktadır.Bugün 130 bin nufusu ile büyük bir yerleşim alanı olan Nizip ilçesinin Modern yapısı gözle görülür şekilde parmak ısırtmaktadır.Ama ne yazıkki bu güzide ilçemizde modern bir konferans salonu ve Kültür merkezi henüz yoktur.Uluslar arası düzeyde bir kongre merkezinin olması durumunda 20-22.05.2004 tarihinde Gaziantep’te düzenlenen uluslar arası Zeugma Sempozyumunun Nizip’te yapılacağı kesin gibiydi.Ama böyle bir salon olmadığı için Sempozyum Gaziantep’te yapıldı.Birçok bilimsel bildiri ve yabancı araştırmacının katıldığı sempozyumlar, yapıldığı şehre çok büyük degerler katarlar.Turizmin canlanmasını sağlarlar.Özellikle süreli yapılan sempozyumlar adeta yapıldığı şehir ile özdeşleşirler.Bugün A.B.D’den Japonya’ya dünya üzerindeki birçok Üniversite ve Bilim adamı Zeugma araştırmalarına büyük ilgi duymaktadır.Her yıl veya 2 yılda bir süreli olarak düzenlenebilecek olan bir Zeugma Sempozyumu Nizip’e yeni bir çehre kazandıracaktır.Turizmin canlanması için bu tip bir Kongre Merkezinin bir an önce yapılması ve Nizip’e kazandırılması son derece önemlidir.Bugün Nizip ilçesi yılda 4-5 ulusal sempozyum veya seminer düzenleme degerine sahiptir.14 Mayıs 2006 tarihinde Tarihi Kentler Birligine kabul edilen Nizip,bu önemli oluşumun 180.üyesi oldu.Her yıl üye kentlerin birinde düzenlenen Tarihi Kentler Birligi toplantıları ülke genelinde ve dış basında çok önemli ses getirmektedir.Nizip’in böyle bir toplantıya ev sahipligi yaptığını düşünebiliyormusunuz?.İşte bu tip toplantıların da ana kaynağı hitabet salonlarıdır.Sadece tarihi doku degil,Karacaoğlan ve Belkıs dışında Antep Fıstığı üzerindeki bölge etkisi,Zentin ve yağ ürünlerinin bölgedeki konumu,Birçok Kuş çeşidine ev sahipligi yapan Fırat’ın konumu hem tarihçileri,hem tarım sektörünü ve hem de doğa ve çevre sevenlerini bu tip toplantı ve buluşma noktalarına çekecektir.Nizip bu konumu ile oldukça zengin bir yapıya sahiptir.Ayrıca Nizip halkına yönelik kültürel etkinlikler kapsamında bu tip kongre merkezlerinde birçok sosyal içerikli seminerler de düzenlenebilir.Son zamanlarda gelişme gösteren tiyatro etkinliklerine de önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.Kongre ve Kültür Merkezinde bulunan modern sinema salonları sayesinde Gösterimde olan kaliteli filmlerin izlenmesi için Nizip halkı Gaziantep’e gitmek zorunda kalmayacaktır.Hem Yerli hemde yabancı turistleri Nizip’e çekecek olan Kongre ve Kültür Merkezinin artık bir ihtiyaç olduğu gerçegini de herkes farkındadır.
4.Nizip Kilisesinin Turizme Kazandırılması Geçtiğimiz günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Van’ın Gevaş İlçesi bulunan Van Gölü Sahili’ndeki Akdamar adasında yer alan Ermenilere ait tarihi Akdamar Kilisesi’nin restorasyonu tamamlandı ve turizme açıldı.Bu tip yapılar özellikle din turizmi açısından büyük öneme sahiptir. Miladi 489 yılında inşaa edilen Nizip kilisesi de Dünya tarih mirası tarihi yapılar içinde yer alan en eski yapıtlardan bir tanesidir.İslamiyetin doğuşu ve yükselişi sırasında birçok haçlı seferine ev sahipligi yapan ve adeta Batıdan gelen haçlı güçlerinin uğrak yeri olan Nizip kilisesinin kaderi 1071 yılındaki Malazgirt zaferinden sonra tersine dönmüştür. Kilise, Müslümanların eline geçmesinden sonra tarihin hiçbir döneminde yıkılmadı ve tahrip edilmedi.Zaman zaman han olarak kulanıldı.Birçok kez bazı yerleri desteklenerek onarıldı. Tarihi kayıtlarda en son restorasyonunu 1789 yillarinda Osmanlı Padişahı 1.Abdulhamid’in fermani ile gördügüne ve cami yapıldığına rastlıyoruz. Nizip kilisesi Abdülmecid’in fermanı ile restore edildiginden bu yana yaklaşık 220 yıldır restore edilmemiştir. Bu tarihi yapının biran önce restore edilerek Turizme kazadırılması gerekiriyor. Uzun bir süreden beri dile getirilen bu istek nihayet 2006 yılının Haziran ayında sevindirici bir gelişme ile Nizip halkına duyrulmuştur. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Nizip kilisesi ile ilgili bir bakım ve restorasyon projesi hazırladığı haberi tüm Nizip halkını heyacanlardırdı. Ancak tarihi yapılar ile ilgili tek söz sahibi olan Anıtlar Yüksek Kurulu,Vakıflar Genel Müdürlügünün hazırladığı bu projeyi henüz onaylamamıştır.Yakın bir gelecekte Anıtlar Yüksek Kurulunun bu projeye destek verecegi ve restorasyonuna izin verecegi tahmin edilmektedir.Ancak iş bunla da bitmiyor.Vakıflar Genel Müdürlügünün projesine Merkezi hükümetin parasal yönden destek vermesi ve bir ödenek ayırması gerekmektedir.Bununla ilgili Gaziantep Milletvekillerinin gerekli girişimlerde bulunacaklarını ümit ediyoruz.Akdamar kilisesi için 2005 Yılının mayıs ayında başlayan restorasyon çalışmalarına bugüne kadar 2 milyon 600 bin YTL harcandı. Tabiki restorasyon çalışması da Anıtlar Yüksek Kurulunun verdigi izinle yapılabilmiştir. Özellike turizme yönelik olarak Müze niteligindeki bu tip tarihi eserlerin restore edilmesi ve hizmete açılması birçok yönden olumlu yansımalarının olduğu bu örnek ile ortaya çıkmıştır.Turizm potansiyeli açısından Van ilinin özel bir konumu olsa da Akdamar Kilisesinin benzeri bir kaderi olan Nizip Kilisesi’nin de bu tip bir çalışma ile turizme kazandırılması gerekmektedir. Bu tip eserlerin restorasyonu bir dünya kültür mirasının yaşatılması ve bizim kültürümüzde, tarihimizde var olan kültürler arası ve dinler arası hoşgörünün bir yansıması olarak önemli bir mesaj içermektedir..Akdamar Kilisesi Nizip Kilisesinden 426 yıl sonra yapılmış bir kilisedir.Yani tarihi yapıt olarak Nizip kilisesi daha tarihi bir öneme sahiptir.Nizip bölgesindeki Turizm potansiyeline paralel olarak Nizip kilisesinin de aynı şekilde turizm kazandırılmasını tüm bölge halkı talep etmektedir.Bu konunun üst düzey yetkililer aracılığı ile sürekli gündemde tutulmasında fayda vardır.Akdamar kilisesi de Nizip Kilisesi için iyi bir referans olmuştur.