Osho (Hindistanlı bir sosyolog) diyor ki:
“özgürlük evet ihtiyaç duyulduğunda evet demek, hayır’a ihtiyaç duyulduğunda hayır demek ve bazen de bir şeye ihtiyaç olmadığında sessiz kalma; bir şey söylememe, susma kapasitesi demektir. Tüm bu boyutlar mevcutsa o zaman özgürlük vardır. Özgürlük üç boyutlu bir olgudur.”
Ben özgürlükle ilgili Osho kadar kapsamlı ve derin düşünemem belki, ama milletin içinden biri olarak özgür olmak için hepimiz birer birey olarak, politikayı, kanunları, servet gücünü ve hatta küçük kabadayılıkları bırak kendi içimizde kurduğumuz bağlardan ve küçük ayrıntılarından daha kurtulamadık diye düşünüyorum.
İnsanoğlu kişisel düğümlerini daha çözemedi topluma nasıl el uzatabilir?
Bence engeller tam içimizden başlıyo, kendi içimizdeki kabullenmelerden boyun eğmelerden, engeller büyüktür. Özgürlüğümüzü engelleyen zincirle, Onlara fazlasıyla bağlıyız o kadar sıkı sıkı bağlıyız ki artık bir zincir ve ya bir bağ olarak görmüyoruz. Onlar bizim süslerimiz, kıymetlilerimiz, zaman zaman altın kıymetinden daha fazla değerliler bizim için. Kalbimiz acısa da bazen kendimizle baş başa kaldığımızda gözümüzden akan bir damla yaş zıkkım gibi kalbimize aksa da onları kaybetmek istemeyiz.
Kendi ellerimizle kurduğumuz bu zincirler, hayatımız, nefesimiz haline gelmişler. Onlar olmadan öleceğimizi, yaşamın çekilmez olduğunu düşünüp o zincirlere daha sıkı yapışıp, sabır sözcüğüyle hem kendimizi kandırır hem de zincirlerin kalınlaşmasına müsaide ederiz.
İlişkilerinde eğer mutsuz iğsen eğer hiçbir şeyden zevk almıyorsan, eğer dünya üstüne üstüne geliyor ise, bağların, zincirlerin ve özgürlüğünü kısıtlayan şeyleri düşünmelisin. Diğer taraf tanda bu zincirlere katlanma nedenlerini düşünmelisin, özgürlük isteğinle, zincirlerden kopmama arzunu tartıp her birini bir kefeye koyup hangisi ağır ona bakılmalı, hangisi gururunu besliyorsa onunla kalmalı. İşte o zaman kendine bir mantık, bir neden bulursun ve hayattan keyif almanın gerekli olduğunu anlarısın. Yarattığın zincirlerinin ağırlığı yeter, birde içiten içe acı çekmenin bir anlamı olmadığını anlarsın, gevşersin, rahatlarsın. Ve hayat böyledir hep bir yanın eksik olduğuna kanaat getirirsin ve kabullenmenin yaşamı kolaylaştıracağını göreceksin.
Eğer zengin bir koca seçtiğiysen ve senin her istediğini alıyorsa ondan her gün sana seni seviyorum demesini bekleyemezsin. O sadece para harcar, çünkü o bunun farkında, o senin ne istediğini gayet iyi biliyor sen bunun farkında olmasan da.
Güzel ama biraz aptal bir kadın var, diğer tarafta da çirkin ama zeki ve başarılı bir kadın var. Şimdi seçmekte özgürsün, kesinlikle bir zincirin olması gerektiğin farkındasın (istisnaları göze almayalım) eğer güzelliğe önem verirsen ömür boyu onun hatalarına da göz yummalısın. Eğer zekâya senin için değerliyse çirkin birini öpmek zorundasın onunla kalmayıp onu gururlandırmak, mutlu etmek için seni seviyorum demelisin.
Temelde sen özgürsün ama bir kez seçtiğinde seçimin sana bir takım sınırlamalar getirecektir.
Son söz sen kişisel özgürlüğüne kavuşamadıysan dünyanın özgür olmasını nasıl bekleyebilirsin? Dünyayı değiştiremezsin fakat ondan keyif alabileceğini ve sevebileceğini umut edebilirsin.